NEZAMAN Önizleme

8 9 FOTOĞRAFIN SIVI ZAMANI AHMET ERSOY birer anı nesnesi olarak geleceğe vakfedildiği bir dönemden, uçucu sözler gibi sarf edilip medya ekosferine salındığı bir döneme geçmiş durumdayız artık. Fotoğraf tarihinde dijital devrimin yarattığına benzer ölçekte bir başka kırılmanın 19. yüzyılın son çeyreğinde yaşanmış olduğu ise çoğunlukla gözümüzden kaçar. 1880’lerde hazır, fabrika ürünü plakaların kullanıldığı gümüş-jelatin kuru plaka tekniğinin ortaya çıkması, fotoğraf plakalarının çekimden hemen önce hazırlanması, ıslak olarak pozlanması ve çekim sonrası beklemeden banyo edilmesi gibi külfetleri ortadan kaldırmış, fotoğraf sürecini ciddi anlamda hızlandırmış ve kolaylaştırmıştı. 1888 yılında George Eastman tarafından “siz düğmeye basın, gerisini biz hallederiz” sloganıyla piyasaya sürülen Kodak fotoğraf makinesi ise fotoğrafın herhangi bir maharet veya bilgi gerektirmeden herkes tarafından üretilebilmesini mümkün kılmıştı. Modern tüketim kültürünün içine doğan fotoğraf teknolojisi, “Kodak kutusu” ve içinde saklı rulo filmleri ile birlikte ticari potansiyelinin zirvesine ulaşmıştı. Bu aşamadan sonra fotoğraf, kullanıcısı olan kitleler için “kara kutulaşmış” (yani kolaylıkla ve gündelik olarak kullanılan, ama cihazın iç işleyişi hakkında kullanıcının herhangi bir bilgi sahibi olmadığı) bir endüstriyel teknoloji haline gelmişti.3 Fotoğraf teknolojisinin geniş kitlelere ulaşabilmesini ve demokratikleşmesini sağlayan bu ilk kırılma, fotoğrafın “ıslak evresi” olarak nitelendirilen ve dagerotip, kalotip veya ıslak kolodyum gibi tekniklerin kullanıldığı erken dönemin sonunu getirmişti.4 Kerim Suner 19. yüzyıl ortalarına özgü sıvı, akışkan tekniklerle ürün vermeyi yeğleyen çağdaş fotoğraf sanatçılarından biri; fotoğraflarının çoğunu ıslak kolodyum ve türevi olan süreçlerle üretiyor. Alaz Okudan’ın Suner’in çalışmalarına da değindiği ufuk açıcı makalesinde belirttiği gibi, çağdaş fotoğraf sanatçılarının bu tür külfetli erken dönem teknolojilerine yönelmelerinin temelinde, dijital imge üretiminin standartlaştırıcı, 3 “Kara kutulama” (blackboxing) kavramı ile ilgili bkz. Bruno Latour, Pandora’s Hope: Essays on the Reality of Science Studies (Cambridge, MA, 1999). 4 Tabii ki burada mutlak ve ani bir kırılmadan bahsedemeyeceğimizi vurgulamak gerekiyor. Kodak kutusu amatör fotoğrafçılıkta yeni bir çağ açmış olsa da örneğin Osmanlı İmparatorluğu gibi bir coğrafyada ıslak kolodyum teknolojisi ticari alanda varlığını 20. yüzyıl başlarına kadar sürdürdü. Belki de fotoğraf, başlangıcından beri dijitaldi. Özellikle fotoğrafın çok sesli, çok odaklı icat süreci üzerine yoğunlaşan fotoğraf tarihçisi Geoffrey Batchen, dijitalliğin fotoğraf teknolojisinin özünde ve doğasında bulunduğunu iddia eder. Batchen, örneğin erken dönem mucitlerinden William Henry Fox Talbot’ın (1800–77) “fotojenik çizimler” adını verdiği fotogramlarına (kamerasız fotoğraf – ışığa duyarlı bir yüzey üzerine konmuş bitki, dantel gibi nesnelerin doğrudan görüntüsünü alma) dikkat çekerek fotoğraf eyleminin temelde aydınlık ve karanlığın, yani ışığın varlığının ve yokluğunun ikili örüntüsü üzerine (açık/kapalı; 0/1) kurgulandığını vurgular (Görsel 1).1 Medya kuramcısı Joanna Zylinska ise bu düşünceyi daha da ileri götürerek fotoğrafın fıtratındaki dijitalliğin bu aç-kapa mantığıyla sınırlı kalmadığını öne sürer. Ona göre kitlesel ölçekte imge üretimi, dağıtımı ve tüketimine odaklı bir kayıt ve aktarım teknolojisi olan fotoğraf, öngördüğü anındalık, hızlı sürüm ve geçicilik gibi özelliklerle dijitalliğin tanımlayıcı unsurlarını zaten başından beri yapısında barındırıyordur.2 Fotoğrafın erken dönemindeki üretim ve paylaşım dinamiklerine odaklanan bu yaklaşımlar dijital devrimin algı şekillerimizde veya fotoğrafla kurduğumuz ilişkide sanıldığı kadar büyük bir dönüşüm yaratmadığını savunur. Buradaki niyetim fotoğrafın köken itibarıyla dijital meşrepli bir medya olup olmadığı tartışmasına girmek değil. Ancak mecranın doğasındaki bazı asal ve tanımlayıcı unsurlar bir yana, fotoğraf tarihinin belli dönemlerinde, teknolojinin yarattığı değişimlere bağlı olarak bariz kırılmalar yaşandığı da kuşku götürmez bir gerçek. Dijital altyapının son dönemde veri üretimi ve paylaşımı süreçlerinde hakim kıldığı hız, ulaşılabilirlik, yığılma ve geçicilik gibi özelliklerin fotoğraf alanında (ve tüm imaj teknolojilerinde) yarattığı nicel ve nitel değişimlerden bir kırılma veya sıçrama olarak söz etmeye fazlasıyla alışkınız; fotoğrafların kendilerine özgü 1 Geoffrey Batchen, “Electricity Made Visible,” Wendy Hui Kyong Chun ve Thomas Keenan (der.) New Media, Old Media (New York ve Londra, 2006): 27–44. Batchen, Fox Talbot’ın bu dönemde programlanabilir bilgisayar fikrinin öncülerinden matematikçi Charles Babbage ile de fikir alışverişinde bulunduğunu hatırlatır. Talbot’ın kullandığı fotogram teknolojisi ile ilgili ayrıca bkz. Burcu Böcekler, “Kamerasız Fotoğrafın Kısa Tarihçesi ve Kamerasız Fotoğraf Teknikleriyle Üretim Yapan Çağdaş Fotoğrafçılar,” Art-E: Güzel Sanatlar Fakültesi Sanat Dergisi, c. 13, s. 26 (Aralık 2020): 576–594. 2 Joanna Zylinska, “On Bad Archives, Unruly Snappers and Liquid Photographs,” Photographies 3:2 (2010): 139–153. Görsel 1 William Henry Fox Talbot Dantel The Pencil of Nature, 1844, Levha XX

RkJQdWJsaXNoZXIy MzQ3NDc=